Son günlerde toplumun tüm kesiminin tartıştığı tek konu ekonomi.
Aslında vatandaş fiyatların yüksek olması ve hayat pahalılığını konuşuyor ancak hepsinin çıkış noktası pek ala ekonomi. Bundan 5-6 yıl önce "Türkiye’nin en önemli sorunu nedir" diye yapılan sokak röportajlarında ve araştırma şirketlerinin anketlerinde en yüksek oranla "terör" ilk sırayı almaktaydı.
Bugün gelinen durumda hangi yaş grubuna sorarsanız sorun sonuç ekonomi, pahalılık ve fiyatların artışı. Peki ne oldu da Türkiye ekonomisi bu kadar kısa sürede bu noktaya geldi? İktidar kanadına baktığımızda söyledikleri tek şey ‘ülkemize ekonomik saldırı var, borsa manipülasyonu var, siyonistler, düşmanlar vs.’ İyide toplum zaten biliyor ezelden beridir bu ülkeye ve bu millete oyunların oynandığını.
Bu oyunlara karşı sizin hamleniz ve tedbiriniz nedir bunu görmek istiyor millet.
Neyse, muhalefetin ise makro ekonomik dengelerin bozulduğu, TCMB’nin rezervlerinin azaldığı, hazinenin zarara uğratıldığı vb gibi iddiaları var. Öyle yada böyle sorunun kaynağı ne olursa olsun genişletici ve daraltıcı para ile maliye politikalarının etkili ve zamanında uygulanması, uluslararası yatırımcıyı ülkeye geçecek güçlü hukuki güvencelerin tesis edilmesi, uluslararası güçlü ve samimi münasebetler, ekonomi ve merkez bankasının başına "ekonomik" isimlerin getirilmesi kanaatimce birçok şeyi frenleyebilirdi.
Bugünkü konjonktüre baktığımızda Türkiye’nin dört atlısı döviz, altın, enflasyon, TL’deki değer kaybı her geçen gün yeni bir rekora koşuyor. Enflasyon oranı yaklaşık %20. Reel enflasyon ortalama bir gelire göre %40’ın üzerinde. Çünkü her hanenin gelirinin marjinal faydası aynı ve eşit faydayı sağlamayacaktır.
Dövize gelince, dövizin yüksek olmasının sınırlı olumlu sonuçları olduğu gibi bu olumlu sonuçlar ihracat gelirlerine ve ihracatın artmasına, ithalatın azalmasına, cari açığın azalmasına, makro ekonomik göstergelerin düzelmesine, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının o ülke için notunu artırmasına etki etmektedir.
Ancak vatandaş için bu gelişmeler piyasaya ve fiyatlara yani cebine olumlu etki etmediği sürece anlamsız kalacaktır. Sn Cumhurbaşkanı ‘beş tane zincir marketin topladığı ürünler sebebiyle piyasa alt üst oluyor’ demişti. Ancak zincir marketlerin yer aldığı piyasa monopol piyasa değil zaten. Aralarında ciddi bir rekabette var. Üstelik bu marketlerde satılan ürünlerin bir çoğu dışarıda daha pahalı bunu da belirtelim.
Osmanlı Devletinde üretilen ürünler iç piyasadaki talebi karşıladıktan sonra kalan ürün ihraç edilebiliyordu. Devletin böyle bir sınırlaması vardı. Bugünkü serbest piyasada üretici en iyi mahsulü ihraç edip kalan ürünü iç piyasaya arz ediyor. Yani üretici ulusal paraya güvenmiyor. Bu gidişat beraberinde dört nala enflasyon ve ekonomik bunalım getirebilir.
Bu gelirse muhalefetin her fırsatta talep ettiği hükûmetin ise reddettiği erken seçimde gelecektir. Tüm bunlara karşı hükûmet somut ve etkili adımlar atarak vatandaşa derin bir nefes aldırmalıdır. Aksi takdirde erkende olsa vaktinde de olsa millet sandıkta tepkisini gösterecektir.
Mersin Kent Gazetesi – Doğru Haber, Güvenilir Adres. Şehrimizle ilgili en güncel gelişmeleri, özel röportajları ve yerel gündemi takip edin.
Yorum Yap